- engindeniz.net - http://www.engindeniz.net/v3.0 -

Perlman…

Seneler önce üniversiteyden bir FW mail almıştım, maili okudukça ilgimi çekmiş ve sonunda çok etkilenmiştim, mailde anlatılan Itzhak Perlman’ın bir konser hikayesiydi

açıkcası o sıralar yaylı çalgılara karşı yoğun bir ilgim yoktu, enstrümantal tarzda o türe yakın sadece “Apocalyptica” grubunu dinliyordum
tabii Apocalyptica’nın yaptığı müzik normalde akla gelen yaylı müziği ne kadar iyi yansıtıyor tartışılır:)
4 cello ve distortion kullanıp Metallica şarkılarını yorumlamanın, klasik müzikte kullanılan yaylı enstrümanlarla aynı çizgide olmadığı ve aynı hazzı veremeyeceği kesin:) (ama gerçekten inanılmaz bir müzikleri var ki onları hala severim. hala dinlerim)

Perlman’nın Schindler’in listesi filminin etkileyici film müziğini çaldığını duymuştum ama 2008 sonuna doğru kadın kokusu (scent of a woman) filminin çok beğendiğim film müziğinin performansının kendisine ait olduğunu öğrenince (biraz geç oldu ama) diğer eserlerinide araştırdım. gerçekten bir keman dahisi olduğunu bu şekilde iyice kavramış oldum…

kendisi aslında tam anlamıyla yaşayan bir efsane, dünya çapında hayranları var, hatta öyle hayran kitlesi varki,  kendisine bir hayranı tarafından dünyada sayılı olduğu bilinen ve değeri milyon dolarlarla ifade edilen meşhur Stradivarius kemanı hediye edilmiş kişidir.

(Stradivarius kemanı; kısaca Strad deniyor Antonio Stradivariel tarafından yapılmış el yapımı bir kemandır. Perlmandaki 1713 yapımıdır)

eserleri ile ilgili

D&R ‘da bulabileceğiniz. “John Williams Cinema Paradiso” albümünü şiddetle tavsiye ediyorum albümdeki müzikler Itzhak Perlman tarafından çalınmış

buradan [1] örnek müzikleri dinleyebiliyorsunuz
yada  fizy , youtube vb. siteler aracılığı ile içerik hakkında fikir sahibi olup öyle satın alabilirsiniz

az çok bu tür severim diyorsanız Itzhak Perlman/Paganini 24 Caprice Cd’sinide D&R’da mutlaka bakın.
[2]

benim favorim 24. caprice.
bu albümü hakkındada ufak bir not eklemek istiyorum
24 Caprice’i iyi çalmak tabir-i caiz ise her baba yiğidin işi değildir.
Paganini ‘nin 24 Caprice’ini çalmak için gerçekten dahi olmak gerekir
ki Perlman bunun hakkını sonuna kadar vermiş. (tabiiki bu yorum bana ait değil bunu müzik otorileri diyor) :) :)

aşağıda yazımın başında bahsettiğim mailide ekliyorum, hala arada sırada mail zincirlerinde dolaşır.

aynı zamanda fizy.org sitesinde bulduğum bir iki video’sunuda ekliyorum

“18 Kasım 1995 günü keman sanatçısı Itzhak Perlman, New York´ta, Lincoln Center´daki Avery Fisher Salonu´nda bir konser vermek üzere sahneye çıktı.

Eğer herhangi bir Perlman konserinde bulunmuşsanız bilirsiniz ki onun için “sahneye çıkmak” hiç de küçümsenecek bir başarı değildir.

Çocukluk yıllarında çocuk felcine yakalanmış olan Perlman´in her iki bacağında da destekleyici ateller vardır ve ancak kol değneği yardımıyla yürüyebil- mektedir. Onu sahne üzerinde her defasında sadece bir adım atabilmek için acı içinde ve yavaş yavaş hareket edişi unutulmayacak bir görüntüdür.

Ağrılar içinde ama ihtişamla yürümektedir, sandalyesine erişinceye kadar. Sonra oturur; yavaşça koltuk değneklerini yere koyar, bacaklarındaki atellerin klipslerini açar, bir ayağını geriye iter, ötekini öne uzatır. Daha sonra yere eğilerek kemanını alır, çenesinin altına koyar, orkestra şefine başıyla işaret verir ve çalmaya başlar.

Şu zamana değin, izleyiciler bu ritüele alışmışlardır. O, sahnenin bir ucundan sandalyesine doğru ilerlerken sessizce otururlar. Bacaklarındaki klipsleri açarken inanılmaz bir sessizlikle beklemektedirler. Çalmaya hazır olana dek beklerler.

Ancak o konserde bir şeyler ters gitti. Daha ilk birkaç satırı çalmıştı ki kemanın tellerinden bir tanesi koptu. Telin kopma sesini duyabilmek mümkündü, salonun bir ucuna tabancadan fırlayan kurşun gibi gitmişti ses. O sesin ne anlama geldiği konusunda yanılmak imkansızdı. Ve bunun akabinde ne yapılması gerektiği konusunda da…

O gece orada olan insanlar kendi kendilerine şöyle düşündüler: “Anlamıştık ki, yeniden ayağa kalkması, atelleri yeniden takması, koltuk değneklerini alması yavaş yavaş sahne arkasına gitmesi veya yeni bir keman bulması ya da yeni bir tel takması gerekecekti”

Ama o öyle yapmadı. Bunun yerine bir dakika kadar bekledi gözlerini kapadı ve sonra şefe yeniden başlaması için işaret verdi. Orkestra başladı ve o kaldığı yerden devam etti. Ve daha evvel hiç görülmemiş bir tutku, güç ve saflıkla çaldı. Elbette herkes bilmektedir ki senfonik bir eseri sadece 3 telle çalmak imkansızdır. Bunu ben de bilirim, sen de bilirsin, herkes bilir.

Ama o gece Itzhak Perlman bilmeyi reddetmişti. Onu parçayı kafasında modüle ederken, değiştirirken ve yeniden bestelerken görebilirdiniz. Bir noktada, telleri nerdeyse yeniden tonlamışçasına sesler çıkarmaktaydı kemandan, daha evvel hiç vermedikleri sesleri vermelerini sağlamak için…

Bitirdiğinde, salonu olağanüstü bir sessizlik kapladı. Ve akabinde seyirciler ayağa kalktı ve tezahürata başladılar. Oditoryumun her yanından inanılmaz bir alkış patladı. Hepimiz ayaktaydık, bağırıyor, ıslık çalıyor, alkışlıyor, yaptığını ne kadar takdir ettiğimizi, beğendiğimizi anlatacak her türlü hareketi yapıyorduk.

Gülümsedi, yüzünden akan terleri sildi, yayını kaldırarak bizi susturdu ve böbürlenerek değil ama sessiz, güçlü, dingin bir tonla söyle dedi: “Bilirsiniz, bazen de sanatçının görevidir, elinde kalanlarla ne kadar daha müzik yapabileceğini bulmak…”

Bu ne güçlü bir cümledir. Duyduğumdan beri aklımdan çıkmıyor. Ve kim bilir? Belki de bu bir yasam tarzıdır, sadece sanatçılar için değil hepimiz için. Burada, tüm yaşamını bir kemanın 4 teli ile müzik yapmak üstüne kuran ve birden bire, bir konserin ortasında kendini sadece 3 tel ile bulan bir adam vardır.

Öyleyse o da 3 tel ile müzik yapmayı seçer, ve o gece yaptığı, sadece 3 telle yaptığı müzik, daha evvel yaptığı, 4 teli varken yaptığı her şeyden daha güzel, daha kutsal, daha unutulmazdı…

O zaman belki de bizim görevimiz, yaşadığımız bu sallantılı, hızla değişen, ürkütücü dünyada kendi müziğimizi yapmaktır; önce elimizde olan her şeyle; ve daha sonra bu artık imkansız olduğunda, sadece elimizde kalanlarla…”

Jack Riemer; Houston Chronicle

bu kadın kokusu filminin soundtrack albümündenbuda meşhur Schindler’s List filminin (ufak bir röportajı ile birlikte)

ararsanız daha bir çok video bulabiliyorsunuz.
sevgiler

Be Sociable, Share!
  • [3]
  • [4]
  • [5]
  • [6]